BETİMLEME



Varlıkları en belirgin özellikleriyle tam ve açık biçimde anlatma. Eski söyleniş biçimiyle “tasvir etme”. Betimleme yapılırken varlıklar, bir tablo gibi her yönüyle anlatılır. Betimlenen varlığın, öteki varlıklardan ayrı ve benzer yanları ele alınır.

Betimleme, yalın bir söyleyişle, sözcüklerle resim çizmektir. Görme, işitme, tatma, dokunma, koklama gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini görünür kılmadır.

Varlıkların belirleyici özelliklerini belirtmek amacıyla yapılan betimlemelere “izlenimsel betimleme” denir. Bu tür betimlemelerde yazar, gözlem yoluyla ayrıntılara gider.

Kimi betimlemelerdeyse, varlıkların belirleyici özellikleri yerine genel özellikleri verilir. Yazar bunu yaparken kendi yorumunu katmaz, nesnel bir tavır takınır. Amacı da okura izlenim kazandırmak değil, bilgi vermektir. Bu tür betimlemeye de “açıklayıcı betimleme” denir.

Aşağıdaki alıntı izlenimsel betimlemeye örnektir.
“Yıllar Sabri’yi ne hâle sokmuş yarabbi! İhtiyarlamış, omuzları hafifçe kamburlaşmış. Arkasında cübbeye, hırkaya, mantoya benzer bir acayip palto. Havanın âdeta ılık olmasına rağmen boynu, başı atkılarla sarılı; kolunda ufak bir zembil. Fakat gözleri hâlâ o ağlamayı henüz kesmiş kanlı, dargın, çekik çocuk gözleri, burnu gene o hafifçe şiş ve dağınık burun… Yalnız altında kırlaşmış düşük bıyıklar…
Çocukken okuduğum bir romandan şöyle bir cümle hatırımda kalmıştır: “Bu bir yürüyüş değildi. Hâlsizliğine acıyan görünmez melekler sanki kollarına girmişler de onu …”
Hiçbir tasvir Sabri’nin yürüyüşünü bundan iyi anlatamazdı.
(Reşat Nuri Güntekin)

İLGİLİ KONULAR

Anlatım Biçimleri



Arkadana Yolla
Yazc Dostu Sayfa