KANUN-Î ESASÎ



KANUN-Î ESASÎ'NİN İLÂNIOsmanlı Devleti’nde iç ve dış sorunların giderek ağırlaştığı bir dönemde II. Abdülhamit, Mithat Paşayı sadrazamlığa getirdi. Mithat Paşa, Avrupa devletlerine verilen sözü yerine getirerek, anayasalı bir düzene geçilmesini savunuyor, uluslar arası müdahalelerin ancak bu yolla önlenebileceğini öne sürüyordu. Padişah, hazırlattığı bir anayasa taslağını, bakanlar kurulunda kesin biçimini aldıktan sonra, 23 Aralık 1876 tarihinde ilân etti. Kanun-î Esasî’ye göre padişah yetkilerinin büyük bölümünü sürdürecekti, hukuken hiçbir sorumluluğu yoktu. Milletvekillleri meclise değil, padişaha karşı sorumluydular. Meclisin toplanma döneminin kısaltılmasına, uzatılmasına ve seçimlerin yenilenmesi koşuluyla reddine padişah yetkiliydi. Meclisler ancak kendi görev alanlarına giren sınırlı konularda ve padişahın izniyle yasa önerebilirlerdi. Padişahın yasaları reddetme yetkisi vardı. Bütün bu hükümleri nedeniyle Kanun-î Esasî gerçek bir meşrutiyet yönetimi getirmemiştir. Ancak bazı hak ve özgürlüklerin bir anayasa metninde yer alması, yargı bağımsızlığını sağlamaya yönelik ilkelerin düzenlenmesi gibi konular Kanun-î Esasî’nin Osmanlı toplumsal düzenine bazı katkılarıdır.

Kanun-î Esasî’ye göre kurulan meclis, toplam beş ay görev yapabilmiştir. 1908 yılına kadar da Kanun-î Esasî uygulanmadı. 1908′de İkinci Meşrutiyet’in ilânıyla, Kanun-î Esasî yeniden yürürlüğe konuldu. 31 Mart Olayı’ndan sonra metinde bazı değişiklikler yapıldı. Böylece gerçekten meşrutî ve parlâmenter sistem oluşturuldu. Artık hükûmet padişaha değil, meclise karşı sorumluydu. Kanun-î Esasî, Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra İttihat ve Terakki Cemiyetinin tek partili yönetiminde uygulanmadı. Ancak Kurtuluş Savaşı döneminde 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasîye Kanunu’nun çıkarılmasından sonra bile Kanun-î Esasî’nin yeni anayasaya aykırı düşmeyen hükümleri yürürlükte kaldı. 1924 tarihli Teşkilât-ı Esasîye Kanunu, 1921 Anayasası ile birlikte Kanun-î Esasî’yi de yürürlükten kaldırdı.



Arkadana Yolla
Yazc Dostu Sayfa